Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
info |
Mart 2007 tarihli yazilar (sayfa 1)Mart 2007 tarihli diger ogeler resimler , videolar

MUTLULUK

Tarih 27 Mart 2007, 03:58. Yazan oznurh.  
Etiket: aşk

Mutluluk

Mutlu olmak; hayattan zevk alarak yaşayabilmektir. Mutlu olmak yüzeysel olarak baktığımızda küçük ve basitmiş gibi görünenlere değer vermektir. Mutlu yaşayabilmek; bir yaşam tarzıdır, kişinin hayat felsefesinin bir parçasıdır.Mutsuz olmak, günümüzün en tehlikeli hastalığı halinde.. Can sıkıntısı, yalnızlık ve sevgisizlik ön plana çıkmış durumda. Oysa, can sıkıntısına karşı merakı ve yaratıcılığı, yalnızlığa karşı, dostluk ve hizmeti, korkulara karşı ise, sevebilme yeteneğimizi geliştirmemiz gerekiyor. İnsanlar mutluluğu ''anlar'' olarak görüyorlar, sürekli mutlu olmak imkansız, hatta doğal görülmüyor. Elbette ki; hepimiz her an mutlu olamayız, mutlu olmak problemsiz bir yaşam anlamına da gelmez. Evet...Mutlu olmak; olumsuzlukları bir ders, bir gelişme olanağı olarak görmek, problemlerin çözümü için yaratıcılığı kullanmak ve her yaratıcı çözümle başarı ve yeterlilik duygusunun hazzını yaşamaktır. Mutlu olabilmek, sahip olduklarımızı gözden geçirmektir, küçük değerlerde büyük mutluluklar aramaktır. Sonucun değil sürecin göz önünde bulundurulacağı ideallere sahip olmaktır. İnsanların aradığı sevgi, mutluluk içlerinden başka bir yerde değildir. Fakat kendi yarattığımız rekabetçi, mutsuz dünya buna görmemize engeldir. Zira;'' insan güzelliği içinde taşımıyorsa, dünyanın neresine giderse gitsin, onu bulamaz...'' Öbür yandan çevremize şöyle bir baktığımızda; idealizmi,''hayalcilik'',karamsarlığı,''gerçekçilik'', büyük düşleri, ''delilik'', özgürlüğü,''uçukluk'', farklı olma cesaretini, ''hainlik'', hizmeti,''boş işler'', haksızlıklara baş kaldıranları, ''asi'' olarak tanımlayan insanların çoğunlukta olduğunu görüyoruz. Bu düşünceyi benimsemiş olanları azınlıkta bırakmak ta bizlerin elinde... Yaşamı düşünelim.. Aslında öyle mükemmel ve uyumlu ki; bu mucizenin bir parçası olmak bile çok önemli. Buna rağmen hayatın gerçek uyumunu yakalamak, ona küçük mutluluklar katarak mümkün olacaktır. Küçümsediğimiz, aldırmadığımız bir gölge gibi peşimiz sıra sürüklediğimiz gündelik yaşama neler katabileceğimizi düşünsek, kimbilir herşey ne kadar güzel olacak... En karanlık gecede bile mutlaka parlayan bir yıldız olduğunu, bilinç altında bir yerlere yerleştirsek herşey ne kadar çok değişecek... İpek Ongun' un ''Bu Hayat Sizin'' adlı kitabında dediği gibi, mutluluk ne aranmakla ne de beklenmekle bulunuyor. ''Ya Hep, Ya Hiç'' diyenlerin yanından bile geçmiyor. Mutlu olabilmek, düşünmek, merak, yaratıcılık, sevebilmek... Mutluluk, hayatın yoğun karmaşasında bir an durup tüm yaşananlardaki gülümseten payı aramaktır. İnsanları düşünmeye yönelten, yüreği ve aklı insan sevgisiyle dolduran bir mutluluk kaynağı da kitaplardır. Kitapların ne kadar iyi bir dost olduğu konusuna ise artık girme gereği duymuyorum Kitap okumak bizi can sıkıntısından uzaklaştırır. Düşünebilme, dolayısıyla üretebilme yeteneğimize bir işarettir. Kitaplar idealizmin büyüsünü keşfetmemizi sağlayacak ve bize mutluluk verecek bir çok şeyin doğrudan anahtarıdır. Ve beynimizin ilk uyarıcısı... Dünyanın güzelliklerini keşfetmek, karamsarlığı yenmek için daha ne bekliyorsunuz...? Herkeste var olduğuna inandığım bu pozitif enerjiyi bir an önce harekete geçirelim. Ve üç ''S'' i asla aklımızdan çıkarmayalım... Sevgi, Saygı, Sorumluluk... MUTLULUK..

1 yorum.

AŞMAK

Tarih 27 Mart 2007, 03:56. Yazan oznurh.  
Etiket: aşk

Delilik; zorunlu olarak bir çöküş değildir..! Bir delip geçme, aşma da olabilir.. Roland Laing

AŞMAK...! “-Akıttığım boncuk- boncuk terlerimin... Bu gün pantolon giymeyecek. Bu gün vücut hatlarına sıkı sıkıya oturmayan, belden aşağısı bollaşarak uzayıp giden, yakası göğüs başlangıcına kadar açık, kolsuz bir elbise giyecek. Böyle bir elbisenin içindeyse eğer, kolayca çıkarabilir ve yeniden giyebilir.. Öndeki üç düğme açılacak.. Ellerin küçük bir yardımıyla elbisenin askıları omuzlarından kolayca sıyrılacak ve kalçaya kadar inen elbise, neredeyse hiçbir şey yapmaya gerek kalınmadan, kendiliğinden ayak uçlarına düşecek.. Düşmeyecek. Elbisenin etekleri bele kadar yukarıya çekilecek, sedye benzeri bir yükseltiye uzatılacak.. Uzandı. Bacaklarını iki yana açarak yukarıya kaldırıyor..Ayak bileklerini bu gün ilk kez gördüğü bir alete yerleştirmiş öylece yatıyor. Tıpkı bu şekilde durduğunuz eskimiş bir geceyi hatırlıyorum. Bacaklarınız bu soğuk metal aletin üstünde değil, bir adamın çıplak omuzlarındaydı. Yaşadıkça hiçbir DURUŞ’ un salt o DURUŞ olmadığını anlıyor insan... Biraz sonra başınıza gelecek olan ve size tam bir felaketmiş gibi görünen o KOPUŞ’ u bu kadar çok arzu ediyor olmanızın sahici sebebi nedir? Bir felakete en az acıyla katlanabilmenin yolu bu mudur yoksa? O felaketi dünyadaki her şeyden çok isteyebilmek gücü mü? “Canım çok yanacak mı?” diye sordu kısık- kısık. “Canım çok yanacak mı?” diye kısık- kısık sorduğu anda,.. Daha yazmadan, bir hikaye yazarak yanıt vermenin hiçbir işe yaramayacağını bilebilmeliydim. Daha o zamandan kuşaklar arası canımızın yanmaya yangılı olduğunu bütün hücrelerine öğretebilirdim. (Evet. Canınız yanacak. Kuşkusuz ki canınız çok yanacak. O kadar ki, siz bunun ayırtına bile varamayacaksınız.) -Korkma.. Doğru dürüst anlamazsın bile.. İstemiyor muydun bu çocuğu aldırmayı? -.....Anne yanıt vermiyor, diye mi yazmalıyım? Ya da şöyle söylemeliğim: Bazı yanıtlar, bazı sesler vardır ki, bizim okuyamayacağımız kadar iç-ten gelirler. -İlk defa oluyor.. değil mi? -Evet(hayır)..İlk defa(ikinci defa).. oluyor.. Beyaz etek gömlekle içeriye giren, saçlarını başının gerisine toplamış, elindeki enjektörü şeffaf plastik koruyucusundan çıkaran şu kadın, bir profesyoneldir.”Kuş beyinli aptal!” dermiş gibi bakıyor annenin yüzüne. “Üzgün -üzgün bekleyip süzülmesini iyi bilirsiniz! Yatıp kalkarken aklın nerdeydi? Hepiniz sürtüksünüz siz!” (Kızdığı zaman, göz kapaklarını hızlı- hızlı açıp kapamaya başlar, dişlerini sıkar,sımsıkı birbirine yapıştırdığı dudaklarından tek kelime çıkarmaz, fakat böyle kusursuz orospu ruhu taşıyan kadınlara, -nasıl olur da!- saygıdeğer bir anne adayıymış gibi, davranılmasını, bir kere daha kendine yediremez. Bacaklarını kasan öfkeyle beraber, her köşesine kadar özene bezene kurduğu ve hiçbir erkeği –neden?- bir türlü içine girmeye razı edemediği hayallerini hatırlar, sonra da akıl almayacak bağlantılara girişir; birden bire dünyanın kendisine yaptığı haksızlığı en derininde hisseder, hissedişle aynı anda, uzanıp bekliyor olan belden aşağısı çıplak, ahlaksız, ruhsuz kadınlara gözlerini diker.. Yalnız geçirdiği gecelerin, yalnız başına dönüp durduğu yatakların tek sebebinin işte bu kaltaklar olduğu fikrini bir kere daha sabitleştirir, bir anda kendisine bir delilik yaptıracak kadar güçlendirdiği bu sabitini, doktora kaydırdığı bakışlarıyla kamufle eder. ”Ben hazırım doktor bey!” dedi yüzünü ekşiterek. ”Ben hazırım doktor bey! Başlayabiliriz.” Biraz sonra yapacaklarını ezbere biliyor. İşte!.. Şu kadın: O profesyoneldir. burada neden herkes hazır? (benim de hazır olduğum bir şey vardı. neydi?) -Canımı yakmak için sabırsızlanıyorsun. Beni ne haldeyken görmek isterdin, hadi söyle! Saklanabilmek isterken mi? Gözüne bakamazken, bakarken kızarırken mi? Evlenip doğurmak için çevirmediğin oyun yok senin! Utanıp ağlamamı bekliyorsan boşuna bekleme! Sana o bayram sevincini yaşatmam ben! Bebek senin gibilerin kokusunu bilmeyecek! (Bir felakete, daha az acıyla katlanabilmenin yolu bu mudur yoksa? O felaket, dünyadaki her şeyden daha fazla sevebilme gücü mü?..) Doktor çabucak aldığı

1 yorum.

AŞKLAR ÜŞÜRKEN GELİRDİ

Tarih 27 Mart 2007, 03:52. Yazan oznurh.  
Etiket: aşk

Aşklar Üşürken Gelirdi

Vakit ilerledikçe kent ışıkları da sesleri gibi kaybolmaya başlamıştı.Şehir kaplumbağa gibi korkulardan kaçmak için sığınmıştı kabuğuna..Hava çok soğuktu.Çatı katımdan görünen pencerelerin arkası buğulanmıştı.Camların kenarları buz tutmuştu. Ellerim çok üşüyordu elimde eldivenlerim vardı ve yazmaya çalışıyordum. Ayağımdaki kalın babadan kalma postallar bile ayaklarımın morarmasını engelleyemiyordu. Soğuğu düşünmemeye çalışarak daktiloya vuruyordum parmaklarımı. Daktilom yatağımın üzerindeydi ben yerde oturup yazıyordum.Yazmalıydım.

Zaman zaman tek odası ve bir küçük küvetli banyosu olan çatı katımın bir yerine gözüm takılır ve ne kadar zaman bilmem sanki orayı hiç görmemiş gibi bakar bakardım. Giysi dolabım -gerçi ona dolap bile denmezdi ya-kumaştandı. Çoğu zaman kapamazdım fermuarını da. Dağınıklığını saklayacak kıyafetim olmazdı ki hiç.Varım yoğum bu tek odalı kat, daktilom, yatağım ve biraz ıvır zıvırdı. Yazardım, parmaklarım acırdı daktilonun tuşlarına vururken.Tuşlar sertti ve ben vururken sanki acı çekermiş gibi kesik kesik inlerlerdi. Yanlış vuramazdım onlara. Herşeyimdi yazılarım beni kurtaracaktı onlar. Belki ilerde bir yazar olurum diye gündüz bir bulaşıkçıda çalışır, gece yazardım.

Ve bir kadın severdim üşürken. Her sabah aynı duraktan aynı otobüse binerdik.Hiç yüzüme bakmazdı.Her sabah aynı saatte aynı yerden binerdik otobüse ama hiç bakmazdı. Başı önde belki işi -belki baka birşeyi işte- düşünür gibi gözükürdü. Hiç konuşamazdım. Ellerim ceplerimde bakardım sessizce başını kaldıracak mı diye.. O hiç bakmazdı. Bulaşıkçıya varır varmaz yıkamaya başlardım akşamdan kalmış bulaşıkları. Üşürdü ellerim. Yazdıkça umudum tükenirdi. Yazdıkça düşüncelerim benim içimden çıkmak için savaşır olurdu .Git derdi bir yanım. Gece ışıkları yanmayan şehre git.

Yemek servisine de başlamıştım. Sabah bulaşık yıkardım, öğlenleri genelde yemek ısmarlayan çok olurdu, kıramazdı onları ustam gönderirdi beni servise.

Acaba hiç tanınmazmıydım diye düşünürdüm Ozan Yıldız'a rastlamasaydım diye düşünüyorum bu sıralar. Keşke diyorum o ölmeden ona duyduğum saygıyı sevgiyi biraz daha anlatabilseydim, Beni bulaşıkçıyken tanıyıp bu yazarlık günlerime getiren o, yıllar öncesine kadar bana babalık eden adama..

Ve bir pişmanlığım, bir keşkem daha var. Duraktaki kızı keşke bir daha görebilseydim. O kendini öldürmeden önce keşke onu sevdiğimi söyleyebilseydim. Belki de aşklar ben üşürken gelirdi...

0 yorum.

4 MEVSİM AŞK

Tarih 27 Mart 2007, 03:44. Yazan oznurh.  
Etiket: aşk

Her iliski bir bahceye benzer. Eger yeserip gelismesi isteniyorsa, duzenli olarak su verilmelidir. Beklenmedik hava degisiklikleri kadar, mevsimleri de dikkate alarak ozel bakim gosterilmelidir. Yeni tohumlar ekilmeli ve yabani otlar ayiklanmalidir. Tipki bunun gibi, askin buyusunu canli tutmak icin de, mevsimlerini anlamali ve askin kendine ozgu ihtiyaclarini doyurmaliyiz...

AÞKIN ILKBAHARI
Asik olmak, ilkbahar gibidir. Sonsuza dek mutlu olacakmisiz gibi birduyguya kapiliriz. Esimizi sevmemek aklimizin ucundan bile gecmez. Bu bir saflik donemidir. Ask olumsuz gibi gorulur. Her seyin kusursuz sanildigi ve tikir tikir isledigi buyulu bir donemdir bu. Esimiz tipatip bize uygun gorunur. Hic caba harcanmaksizin, uyum icinde dans ederiz ve sansimizin yuzumuze gulmesinin tadini cikaririz ..

AÞKIN YAZ MEVSIMI
Askimizin yaz mevsimi boyunca esimizin sandigimiz kadar kusursuz olmadigini ve iliskilerimiz uzerinde calismamiz gerektigini anlariz . Esimiz hata yapan, bazi bakimlardan aksayan bir insan olarak da karsimiza cikar. Surtusmeler ve dus kirikliklari belirmeye baslar, yabani otlarin kokunden sokulmesi ve yakici gunes altindaki bitkilerin fazladan sulanmasi gerekir. Artik aski vermek de, gereksindigimiz aski almakta o kadar kolay degildir. Her zamaan mutlu ve sevgi dolu olmadigimizi gorup anlariz..Bizim ask konusunda dusledigimiz tablo degildir bu. Bircok cift, bu noktaya geldiginde dus kirikligina ugrar. Ilýsiki uzerinde calismak istemezler. Hicte gercekci olmayan bir tutumla, hep ilkbahar olmasini beklerler. Eslerini suclarlar ve pes ederler. Askin her zaman kolay olmadigini, arasira yogun bir calisma ve sicak bir gunes istedigi gercegini gormezler. Askin yaz mevsiminde, kendi sevgi ihtiyacimizi oldugu kadar esimizin ihtiyaclarini da doyurmamiz gerekir. Bunlar kendiliginden gerceklesmez...

AÞKIN SONBAHARI
Yaz mevsimi boyunca bahcemize iyi baktiysak, bu calismanin sonucu olarak hasadimizi aliriz.. Guz mevsimi gelmistir. Bu altin bir cagdir, zengin ve doyurucu. Gerek kendimizin, gerekse esimizin kusurlarini kabullenen ve anlayisla karsilayan daha olgun bir asktir yasadigimiz . Bir sukran ve paylasma zamanidir. Yaz boyu cok calistigimiz icin, simdi dinlenebilir ve yarattigimiz askin tadini cikarabiliriz ..

AÞKIN KIÞ MEVSIMI
Sonra hava yeniden degisir ve kis bastirir. Kisin o soguk, verimsiz aylari boyunca doga kendini tumuyle icine ceker, kapanir. Bu bir dinlenme, dusunme ve yenilenme zamanidir. Ilýskilerde de cozumlenmemis acilarimizla veya golge benligimizle yuzlesme zamandir. Kapagimizin acilip aci dolu duygularimizin ortaya dokuldugu zamandir. Ask ve doyum icin esimizden cok, kendimize bakmaya gereksinme duydugumuz, kendi kendine gelisim zamanidir. Yaralarin iyilesmesi, acilarin dindirilmesi zamanidir. Erkeklerin magaralarina cekilip kisladiklari ve kadinlarin kuyularin dibine indikleri zamandir bu...

0 yorum.

yalnızlığın kıyısında...

Tarih 20 Mart 2007, 04:59. Yazan oznurh.  
Etiket: aşk

yalnızlık 

yalnızlığın kıyısında

Yalnızlık Paylaşılmaz

Yalnızlık, yaşamda bir an,
Hep yeniden başlayan..
Dışından anlaşılmaz.

Ya da kocaman bir yalan,
Kovdukça kovalayan...
Paylaşılmaz.

Bir düşün’de beni sana ayıran
Yalnızlık
Paylaşılsa yalnızlık olmaz.

Özdemir Asaf

0 yorum.

beni ağlatan sen değilmisin?

Tarih 20 Mart 2007, 04:43. Yazan oznurh.  
Etiket: aşk

duygusall 

Yağmurda Islanmış bir göçmen kuşu gibi hissediyorum kendimi. Daha önümde alabildiğine uzun mesafeler var. Fakat öylesine ağırlaşmış ki vücudum. Bir sabahcı kahvesinde bir yudum çayla karşılıyorum sanki güneşi. Ama çayım öylesine acı ki. Keşke "Hayat leylakla sümbül arası, bir çiçek aroması" diyenler haklı olsaydı diyor, sonra vaz geçiyorum bu dileğimden. Çünkü her çiçeğin bir ölümü var. İnan üzülüyorum; "Her sonbaharın birde ilkbaharı vardır" deyip bir nebze olsun seviniyorum. Ve kendi kendime işte, hayat bu dedikleri olsa gerek diyorum, sevinmek ve üzülmek arasına işlenmiş bir tabloya. Senin yokluğunda hayatın hüznünü işliyorum bu tabloya. Hüzün, ayrılık kostümünü giymiş bu sefer. Hayat omuzlarımda, seni alırken yıldız yıldız, kalbim bu sefer sadece benden ayrılan aşkıma ağlıyor.

0 yorum.

HAYIRDIR İNŞALLAH

Tarih 20 Mart 2007, 04:19. Yazan oznurh.  

 

 

bir rüya gördüm,içinde sen
beni terkedip gitmişsin,beni yok etmişsin
hayırdır inşallah...

dön diyorum dönmüyorsun
kal diyorum ağlyorsun
ne yaptığını bilmioyorsun
hayırdır inşallah
dön diyorum dönmüyorsun
kal diyorum gidiyorsun
bir karar bile vermiyorsun
hayırdır inşallah

bu rüya nerden çıktı geldi sahi
aradan kaç yıl geçti yoktun hani
seni çok özlemişim görmeyeli
hayırdır inşallah
bu kaçıncı ayrılık ayrılık hali
aşkımız şarkılarda hayat fani
terler içinde kaldım uyandım ani
hayırdır inşallah...

0 yorum.

AŞK KIRINTILARI

Tarih 20 Mart 2007, 04:16. Yazan oznurh.  

yaklaştırsana yavaş yavaş kendini bana
al içine tekrar derinine sakla, kat kasırgana
yalan söyleme bak gözlerime bitmiş olamaz
yokla ceplerini aşk kırıntıları kalmış olmalı biraz!

AŞK KIRINTISIYLA DOYMAKTANSA
TEK BAŞIMA AÇ KALIRIM BU HAYATTA
PAYLAŞACAK BİRŞEY ARTIK YOKSA
BİR ERKEKLE BİR KADIN ARASINDA

yürürüm ipte ağım yokken hemde
kopkoyu içim
inan çok çalıştım
bu kalpsiz dünyayı sevebilmek için
neyim var ki sanki senden başka
hadi son bir kez ceplerini yokla
aşk kırıntıları kalmış olmalı biraz

AŞK KIRINTISIYLA DOYMAKTANSA
TEK BAŞIMA AÇ KALIRIM BU HAYATTA
PAYLAŞACAK BİR ŞEY ARTIK YOKSA
BIR ERKEKLE BİR KADIN ARASINDA

0 yorum.

DURSUN ZAMAN

Tarih 20 Mart 2007, 04:12. Yazan oznurh.  

 

 

Her sabah doğan güneş
Bir sabah doğmaz oldu
Elleri ellerimden
Kayıp giden yıldız oldu
Gülünce ışık saçan
O gözler yaşla doldu
Ağlama duymaz artık
Bir varmış, bir yok oldu
Giderken bıraktığın
Bütün renkler siyah oldu
Üzülme anla artık
Belki de huzur buldu

Dursun zaman,dursun diyorsun da
Oyun değil ki yaşamak
Sen inanmasan da bu son var anla
Herkese inat

Her sabah doğan güneş
Bir sabah doğmaz oldu
Elleri ellerimden
Kayıp giden yıldız oldu
Gülünce ışık saçan
O gözler yaşla doldu
Ağlama dönmez artık
Bir varmış, bir yok oldu
Giderken bıraktığı
Bütün renkler siyah oldu
Üzülme anla artık
Belki de huzur buldu

Dursun zaman, dursun diyorsun da
Oyun değil ki yaşamak
Sen inanmasan da  bu son var anla
Herkese inat

Duysun seni, dönsün diyorsun da
Oyun değil ki yaşamak
Yok bir çaren anla,
Sakın uyanma yıllara inat......

2 yorum.

DOKUNMA BANA

Tarih 20 Mart 2007, 04:07. Yazan oznurh.  

Sen varken gücümolurdu
Zaman akmadan dururdu;
Hatırlasana

Hani aşk seni yormuştu
Yolun sonuna koymuştu
Dokunma bana

Şimdi eskiye döner mi
Dönse de buna değer mi;
Cevaplasana

İnsan aynen durur mu
Ayrılık kolay oyun mu
Dokunma bana

Artık ben vazgeçtim
Yalnızlığı seçtim
Her şey bitti anlasana
Dokunma bana dokunma bana

 

0 yorum.